Ortadoğu Birliği: Demokratik mi, Kapitalist mi?
Paylaşım savaşları
sonucunda Avrupa’nın ulus-devlet modeli baz alınarak sınırları belirlenen
Ortadoğu uzun süredir sancılı bir dönüşüm süreci yaşıyor.
Türk, Arap ve Fars milliyetçiliklerine dayalı olarak
kurulmuş 20. yüzyıl devlet yapılanmalarının gerek kendi toplumlarının gerekse
küresel kapitalizmin taleplerine cevap verememesi bölgeyi 2000’li yıllardan
itibaren çatışma alanına dönüştürmüş durumda.
Halkların aşağıdan gelen dönüşüm taleplerini büyük bir
ustalıkla kolonileştirmeyi başaran “dış
güçler”in, var olan talepleri absorbe ederek küresel sermayenin hem pazar
ihtiyacı hem de politik hegemonya ihtiyacı için kullanması, Ortadoğu
halklarının taleplerini gerçek anlamda karşılayacak demokratik bir dönüşümü
engellemekte, daha çok şekli bir takım değişikliklere yol açmaktadır.
En son “Arap
Baharı” ismi ile popülerlik kazanan Mısır ve Libya devrimlerinin geldiği
nokta bu şekli ve küresel sermaye ile uyumlu dönüşümlerin en hazin örneklerini
oluşturuyor. Bu durum bölgenin muhalif güçleri açısından yerel diktatörle dış
müdahale arasında sıkışma şeklinde iki pozisyon ortaya çıkarsa da, bu iki
pozisyonu da reddeden halkların demokratik taleplerini yine kendi demokratik
eylemleriyle gerçekleştirebileceklerini savunan toplumcu bir siyaset yolunun
açılması ihtiyacı ise orta yerde duruyor.
Aslına bakılırsa bu toplumcu siyaset çağrısı bölgenin
üç ana milliyetçilik akımından muzdarip Kürtlerin temsilcilerinin bir bölümü
tarafından uzun süredir dillendiriliyor. 1990’lara kadar uzandığımızda Kürtler
içerisinde bağımsız bir devlet arayışı yerine Demokratik Ortadoğu Federasyonu’nun bir arayış olarak izlerini
görebiliyoruz. 2000’li yıllara gelindiğinde kendini çok daha ileri düzeyde
teorize eden bu söylem kendisine Suriye Kürtleri arasında küçük bir pencere
açmış görünüyor.
Barzani yönetiminin izlediği dış müdahaleyle ulusal
diktatörün devrilmesine destek vererek geç kalınmış kapitalistleşme ve
uluslaşma trenine atlama yolunun aksine, diğer ülkelerdeki ana Kürt
yapılanmalarının uluslaşmayı kapitalist ulus-devlet modelinin dışında arayan,
sınırları değiştirmeyi gündeminden çıkarıp var olan ülkeler içerisinde alttan
örgütlenmelerle dış müdahaleye dayanmadan demokratikleşmeyi sağlamayı
hedefleyen bir politik söylem ve pratik içerisinde olduğunu bir süredir
görüyoruz.
Bu yaklaşımın Suriye Kürtleri arasındaki hayat buluşu
ise hem ulusal baskı rejimlerinin hem dış müdahale tehdidinin hem de kendi
içlerindeki Irak modelini örnek alan kısa yoldan kapitalist kalkınma yoluna
girmek isteyen yerel güçlerin bir anda kuşatması altına alınmış durumda.
Şimdilerde bu ilk özgün yerel deneyimin ne kadar süreceği, hikâyesinin nasıl
yeni deneyimler yaratıp nerelere varacağı dünya gündeminde önemli yer tutuyor.
Şüphesiz ki Ortadoğu’da mevcut yapılarla devam
edilemeyeceği gün gibi ortada. Günümüz kapitalizminin 20. yüzyılın ikinci
yarısındaki gibi demokrasi taleplerini karşılamaktan uzak olduğu da aşikâr…
Kapitalizmin beraberinde demokrasi getireceğine dair hegemonya çökmüş durumda…
Bu şartlar altında bir yandan Kemalist Türk
milliyetçiliğinin pasif devrimle tasfiye edilip şekli dönüşümlere uğradığı,
Türkiye’nin ABD’nin truva atı rolüne de bürünerek kendini Neo-Osmanlı politikası
ile kapitalist Ortadoğu’nun öncü gücü yapmaya çalıştığı, diğer yandan
Baasçı Arap milliyetçiliklerinin dış müdahalelerle devrildiği ya da
devrilmeye çalışıldığı bu politik atmosferde dönüşümün demokratik olmaktan
uzak, kapitalist bir yönde olacağına dair emareler oldukça fazla.
Bu tarz bir dönüşüm sonucunda eski ulus devlet yapılanmalarının
yerini birbiri ile ilişkili federal yapılara bırakması muhtemel görünüyor.
Bunun emarelerini Irak müdahalesi sonucu oluşan yapıda ve Suriye krizi öncesi
Türkiye’nin bölge ülkeleriyle geliştirdiği işbirliğinde görmüştük.
Egemen devletler bu denli hazırlıklı, toplumcu güçler
ise bir o kadar zayıfken sadece demokratik Kürt yapılanmalarının etkinliğiyle
bölge genelinde demokratik-sosyalizan bir dönüşüm beklemek pek gerçekçi
görünmemekte.
Buradan hareketle bölgenin demokratik dönüşümü başka
bir bahara kalmış gibi görünse de kimi mikro gelişmelerin ilerisi için umudu
içinde barındırdığını da söylemek lazım.
Kaynak: http://hasan2017.tumblr.com/
Ahmet Kaya'nın "Ortadoğu" adlı parçası
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder