Amerika Türkiye’yi Bölecek (mi?)
(Hasan Küçük)
(Hasan Küçük)
Başlıktaki klişe ifade Türk
siyasi hayatının sağından soluna, muhafazakarından liberaline, laikinden
müslümanına değişmez mottosu ve uzlaşı noktası cümlelerden biridir. Ne zaman
Kürtler hakkında herhangi bir kazanım yönünde emare belirse masaya sürülen
ezber cümlelerden biridir. Arkasında bir toplumun düşünme alışkanlığı
yatmaktadır. Söz konusu olan özlü sözleri felsefe yapma sanan, twitterda 140
karakterle yazılan bir aforizma ile hayatı, evreni, doğayı ve tarihi açıkladığını
sanan bir toplumun felsefe yapamama biçimdir aslında. Yıllar önce ileri sürülen
‘Türkçe bir felsefe dili değildir’
önermesini doğrulayan bir yaşamı algılama biçimidir karşı karşıya olduğumuz.
Gerçi iş hayatına girdiğimden beri karşılaştığım üstün diyalog örneklerinden
sonra ‘Türkçe bir iletişim dili de
değildir’ şeklinde güncellemiş bulunmaktayım söz konusu mottoyu bahsettiğim
düşünme tarzının yılmaz bir takipçisi olup yeni bir örneğini sunarak.
Her neyse diyerek bu yazılamayı
yapmama neden olan konuya girmek gerekirse Suriye Kürtleri ile ilgili olarak
ortaya çıkan gelişmeler devletin en üst katından toplumun en ücra köşesindeki
insana kadar yine o derin siyasal analizi kullanıma sürdü. ‘Suriye filan hikaye, Amerika bizi bölecek’
ile somutlaşan ve altında kendini herşeyin merkezine koyan narsizm ve derin
travmatik paranoyalar gibi psikolojik faktörler yatan ezber mottonun bu
yönlerini göz ardı ederek reel-politik karşılığı var mı ona değinmek istiyorum.
ABD’nin politikasına yön veren
gerek sermaye mantığının gerekse kendi ülkesel politikasının gerektirdiği
mantığın çıkarlar sistemini ele alırsak bugün ABD’nin Türkiye’nin bölünmesinden
herhangi bir maddi çıkarı bulunmamaktadır, zaten manevi çıkarlarına göre de hareket
etmeyeceğini varsayarsak ortada bizi bölmeye çalışıyorlar mağduriyeti
yaratmanın zırvadan başka bir anlamı kalmamaktadır. Bu denli ABD ile
bütünleşmiş, onun bölgede yıkılan imajı ve kendi iç siyasetinde Irak savaşının
oluşturduğu tepkilerle uygulamaya koyamadığı beyzbol sopalı politikalarının
sözcülüğünü yapan bir ülkeyi bölmek en hafif tabirle ABD için kendi ayağına
kurşun sıkmak olacaktır. ABD kendisine bu kadar sadık ve eklemlenmiş bir ülkeyi
olsa olsa büyütmek isteyecektir. Burada geçerli olan ABD’nin ne Türk ne de Kürt
yandaşlığı ya da karşıtlığıdır. Aktüel olarak reel politikanın gerektirdiği
kendi egemen pozisyonunu sürdürme gayretidir.
Zaten politika da ne düne ne de
yarına ait bir şeydir. Tam olarak bugünü yönetme ve güncele hükmetme biçimidir
gerek sermaye gerekse devletler açısından. Peki bu kadar net fotoğrafa rağmen
bu ezber söylem nasıl bu kadar popülerleşip kabul görebilmektedir. Bunun cevabı
da ‘Türk sorunu’ denilen 200 yıldır
çözemediğimiz sorunun cevabında gizli olabilir. Yukarıdaki harita mı? O da en
az Amerika, Türkiye’yi bölecek kadar reel-politikten uzak bir fantezi
çalışması.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder