AKP’nin “Beşer” ile İmtihanı
“İnsan
her zaman kahraman olamaz; ama her zaman insan olabilir.” demiş 1776’da
Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’ni hazırlayanlardan biri olan Benjamin
Franklin.
Birkaç inci de ülke siyasetimizin son 30 yılına
damgasını vuranlardan:
* “Hiç kimse bana sağcılar adam öldürüyor
dedirtemez.” Süleyman Demirel
* “Devlet için kurşun sıkan da yiyen de
şereflidir.” Tansu Çiller
* “Müslümanlar soykırım
yapmaz.” Recep Tayyip Erdoğan
* * *
2000 sonrası dönemde CHP üzerinden “solu" eleştiren bay çokbilmişler,
“30 yıldır aynı zihniyet.” cümlesini
kurup arkadan da alaycı gülümseme salarlardı etrafındakilere her zaman.
Yukarıda yer verdiğimiz “madein Turkey”
patentli üç Türk büyüğüne ait üç cümleye bakarak aynısını bugün AKP üzerinden “sağı” eleştirmek adına bizler
söyleyebiliriz sanırım. Bu büyüklerimiz sayesinde katillerin iyisi, vatanseveri
ve dindarı olduğunu da öğrenmiş olduk milletçe.
Ömer El
Beşir…
Kendisi “yalnız
ve güzel ülkem”in savunduğu katillerden sadece biri… Eğer Sayın El Beşir,
Sudan değil İsrail başkanı olsaydı; söz konusu olan Darfur değil Gazze
olsaydı; yani Müslüman değil de Musevi olsaydı “one minunite” çoktan yemişti suratının ortasına ve bir daha da “tövbe” gelemezdi “güzel ve yalnız ülkemiz”e...
Şimdilerdeyse kebap ve baklava yemek için gelecekti ki
AB ve ABD’nin baskıları, uluslararası örgütlerin tepkileri nedeniyle
İstanbul’da düzenlenen İKÖ toplantısına katılmaktan vazgeçti. Böylece
Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün gülümsemesinden mahrum kalmış oldu, yazık ki
ne yazık!..
“Zulmü
alkışlayamam, zalimi asla sevemem.” diye başlayan meşhur M.Akif Ersoy
şiirini her yerde kullanan Sayın Erdoğan, Ömer El Beşir söz konusu olunca neden
hoşgörü abidesi oluveriyor acaba?
Hemen aklımıza geliyor: Ömer El Beşir'in Sabra ve
Şatilla kasabı Ariel Şaron’dan veya Bosna kasabı Radovan Karadziç’ten farkı
nedir? Daha dün Gazze’deki insanlık suçları için -haklı olarak- Battal’ın oğlu
nidasıyla aslan kesilip kükreyen AKP yönetenleri, bu adam karşısında neden
esaslı bir tepki veremiyor?
Bir de Sayın Meclis başkanımız bakın ne buyurmuşlar: “Her şeyden önce halk tarafından seçilen bir
cumhurbaşkanıdır, yargılanamaz!” Demek seçimle gelmiş olmak insanlık suçu
işlemeyi caiz kılıyor. Allah’ım bu ne demokratlık!.. Bunu da öğrenmiş olduk
böylece.
Evet, sevgili okurlar… Pek çok AKP’li Sudan’da işler
yapıyor ve ihaleler alıyor. Sayın Başbakan Erdoğan’ın danışmanı Mücahit
Arslan’ın babası olan AKP Diyarbakır milletvekili İhsan Arslan’ın da Sudan’da
beton santrallerinden çeşitli inşaat malzemelerine kadar geniş bir ticari ağı
var. Ayrıca duymuşsunuzdur, yakın geçmişte Kombassan’ın Afra marketler
zincirinin açılışı yapıldı Sudan’da ve birçok önemli ziyaretçisi vardı bu
açılışın AKP ve Türkiye cephesinden.
Devam
ediyoruz Sudan aşkına:
Son olarak 17 Ekim 2009’da ise Tuskon (Türkiye
İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu) ticaret ve yatırım köprüsü kurulması
amacıyla 150 işadamının katılımıyla ziyaret gerçekleştirdi.
Tuskon’la Sudan’a giden Tarım ve Köyişleri Bakanı
Sayın Mehmet Mehdi Eker, Türkiye'nin Sudan için stratejik bir ortak haline gelmesi
gerektiğini belirterek “Sudan’la olan
ticaret hacmimizi 3-4 yıl içerisinde 1 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz.”
dedi.
Aynı zamanda konuya ilgili çevrelerce bilindiği üzere
Sudan, 84 milyon hektar ekilebilir verimli araziye ve dünyanın en büyük 3. gaz
rezervine sahip…
Son dönemde bizim AKP’liler belli ki birilerinin
gazıyla bu gaz işlerine bayağı kafa yorar oldu. Belli ki Sudan’daki bu Allah
vergisi kaynaklar özellikle İslami sermayenin iştahını kabartıyor.
Son bilgi:
Sudan’la ekonomik ilişkilerin bir parçası da bu ülkede
açılan “cemaat okulları”. Saf saf
sormayın Allah aşkına “Hangi cemaatin
okulları?” diye… Örneğin, 2007 yılında meşhur cemaatimizle ilişkili
Manisalı bir grup iş adamının yaptırdığı ve rivayete göre 52 tır ile Sudan’a
taşınan prefabrik Türk okulu, dönemin Meclis Başkanı Sayın Bülent Arınç
eşliğinde hizmete sokuldu. Bu aynı cemaate ait Sudan’daki ikinci okul… Sudanlı
din kardeşlerimize hayırlı olsun!..
1989’da askeri darbeyle iktidara gelip şeriat ilan
eden ve bizdekine benzer yöntemlerle kendini devlet başkanı seçtiren Ömer El
Beşir’in 108 ülkeye girişi yasaklanmış olduğu halde bu soykırımcı lideri
Türkiye’ye davet etmek, gelişine izin vermek ve yaptıklarından dolayı hiçbir
tepki göstermemek… Bu durum, sanırım, yukarıdaki bilgilerden sonra daha da
anlaşılır hale gelmiştir.
Sözün özü:
Katillerin fendi, para sevicileri dize getirdi. Ayrıca
daha kendi içimizdeki “devletlü”
katillere yaptırım uygulayamadığımız/uygulamak istemediğimiz için de bizim
demokrasi tarihimiz açısından normal bir durum bu… Belli ki demokrasi adına
daha çok ekmek yememiz gerekecek.
NOT: Bu yazı, 12.11.2009
tarihinde Gaziantep 27 gazetesinde yayımlanmıştır.





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder