Çeviri - Dennis
Bergkamp Röportajı
The Telegraph internet sitesinde eski
Arsenalli Alan Smith, bir diğer eski
Arsenalli, şimdinin Ajax antrenörü Dennis Bergkamp'la röportaj yapmış,
çevirisi aşağıdadır:
"Arsenal
tahmin edilebilir,
zayıf ve kazanma
zihniyetinden uzak…"
Benim
için duygusal zamanlardı, yerime geçmesi için biriyle imzaladıklarında ise daha
mutlu zamanlar. "En iyi dileklerimle Dennis" demiştim, "Umarım
her şey yolunda gider". Şimdi geriye dönüp bakınca, diyebilirim ki eleman
epeyi iyi iş çıkardı.
Şimdi,
bundan onyedi yıl sonra, 42 yaşındaki Bergkamp Ajax'ın tesislerinin kantinine
iddialı bir figür olarak giriyor, her şeyin başladığı yerde.
Kulüpler
ve milli takım bazında parıltılı kariyeri üç tane Premier League şampiyonluğu,
dört FA Cup şampiyonluğu ve sayısız kişisel başarı yaşadığı onbir yıllık bir
Arsenal kariyeri barındırıyor. Çarşamba günü AC Milan'la Şampiyonlar Ligi son
16 karşılaşmasına çıkacak olan Arsenal ise Bergkamp 2006 senesinde
ayrıldığından beri kupa kazanamadı.
Hollandalı
kupa kuraklığı için Arsene Wenger'i suçlamıyor ama takım ve oyuncuların
zihniyetlerinde temel problemler olduğuna inanıyor.
"Birbirine
çok benzeyen fazla sayıda oyuncu olduğunu düşünüyorum" diye açıklıyor.
"Daha fazla çeşitlilik olmalı. Bir kaç tane güçlü karakteriniz olmalı,
takımı ittirecek, hem idmanlarda hem maçlarda. Ayrıca takıma gol atma konusunda
fark yaratacak da bir kaç oyuncu lazım. Bunlardan yeterince olduğunu düşünmüyorum.
Orta sahalarına bakın ve bizimkiyle kıyaslayın. Bizde Freddie Ljunberg, Robet
Pires, Ray Parlour vardı. Büyük isimlerden herhangi biri bir şekilde ağırlığını
koyamadığında bunlardan biri ön plana çıkardı. Sadece bir iki oyuncuya bel
bağlayamazsınız. Birileri kötü günündeyse başkasına ihtiyacınız
olur."
Bu
aşamada temel olarak, vatandaşını bile tam bir uç oyuncusu olmamasına rağmen
attığı gol sayısıyla şaşırtan Robin van Persie'den bahsediyor aslında.
"Dürüst
olmak gerekirse, ben Robin'i asıl santraforun biraz daha arkasında görmeyi
tercih ederim, böylelikle benim eskiden yaptığım gibi kendi anlarını da
yaratabilir. Böyle bir rolde daha bile iyi olacağını düşünüyorum ama şu anda
yüklenmek zorunda kaldığı rol için de hocayı suçlayamazsınız."
Henüz,
van Persie'nin kahramanlıkları bile gümbürdeyen memnunsuzluğu bastırabilmiş
değil. Bir çok taraftar bundan sonraki yorumları büyük ihtimalle
onaylayacaklardır.
Peki
ya Wenger? Bu şartlar altında Bergkamp eski hocasının Emirates'te daha fazla kalabileceğine
inanıyor mu?
"Evet,
kalacaktır, çünkü benim onu tanıdığım haliyle o kazanan bir adamdır. Pes etmez,
bırakmaz. Burada işinin henüz bitmediğini düşünüyordur. Daha yükseklerde veya
en azından takımı yeniden başarılı yapacağı bir yerde bitirmek ister. O yüzden,
sanırım bekleyecek ve bırakmadan önce yapabileceğinin en iyisini yapana kadar
zorlayacaktır. Arsene'le 11 sene çalıştım ve gel gitleri oldu hep. İyi
gidersin, sonra yeniden takım inşa etmek için zamana ihtiyacın olur. Ancak şu
anda olan şudur ki, hiç bir kupa kazanamıyorlar. Daha önce sözünü etmeye
çalıştığım şey de bu. Bazen takımın yeniden yoluna girmesi için gereken kupayı
kazanacak tavrı sergilemeniz gerekir. Şu anda bu olmuyor ve bu biraz zorlu bir
süreç. Ama bunu sadece Wenger'e bağlayamam çünkü o muhteşem oldu bu dönemde,
kulüp için de hâlâ muhteşem. Genç oyuncular getirip onları daha fazla para için
satıyor. Finansal olarak çok büyük bir iş yapıyor."
Belki
de bu noktada Ajax'la karşılaştırma yapılabilir.
Arsenal
gibi, Hollanda devi de bu sezon ligin liderleriyle çekişmekte zorlanıyor ve
tarihsel olarak gerilediler ve sıradışı yetenekler geliştirmekte de
zayıfladılar. Bergkamp'ın Frank de Boer'in yardımcısı olarak görevi
oyunculara tekil koçluk yapmak, özellikle de golcülere. Rolün kendi
sorumlulukları var, Bergkamp'ın çok ciddiye aldığı sorumluluklar, ama sonunda
arkadaşı de Boer'in baskısından kurtulmuş şekilde evine gidebiliyor.
Emekliliğin tadını çıkarmakla oyunun içinde kalmak arasında hoş bir denge yakalamış
gibi.
Ve
iş de, onun detaylar konusunda çok iyi olan bakış açısına cuk oturmuş
gözüküyor. Ki, bu özelliği eski Arsenal takım arkadaşlarınca da çok iyi
bilinir, idmanlar bittikten sonra zaten eşi benzeri olmayan tekniğini
mükemmelleştirmek için çalıştığında ona hayranlıkla bakan takım
arkadaşlarınca.
İşin
zorlayıcı kısmı, bugünün neslinin benzeri mükemmeliyet için açlık
duymaması.
"Değiştirmek
istediğimiz en büyük şey bu" diyor, Ajax genç takımıyla da bağlantıları
olan Bergkamp.
"Oyuncuların
ilgisini canlı tutmak için çok uğraşıyoruz. Biraz saçma geliyor kulağa ama, bu
iş bugünlerde böyle. Paranın büyük bir rol oynadığını düşünüyorum, oyuncu
temsilcileri de aynı fikirde. Bizim her zaman için kupalar kazanma arzumuz
varken, en iyisini yapma arzumuz varken, bugünki genç oyuncuların asıl arzusu
kazanabilecekleri en fazla miktarda parayı kazanmak. Bu farklı bir zihniyet ama
bunun üzerinde çalışmanız, bunun üstesinden gelmeniz gerekiyor. Oyuncuların
oyundan keyif almasını arttıracak şeylerle karşılarına çıkmaya çalışıyoruz ki,
idmanlara her gün daha iyi olmak için gelmek istesinler."
Bir
şekilde rahatlıyorum, çünkü bunun aynısını İngiltere'deki antrenörlerden de
duymuştum.
Bu
sorun sadece bu ülkede yok. Johan Cruyff'u, Marco van Basten'i, Frank
Rijkaard'ı ve Berkgamp'ı üreten meşhur Ajax akademisi bile bu modern eğilimleri
terse döndürmekte zorlanıyor.
Diğer
zorlayıcı kısım ise, Arsenal de yaşıyor, ürettikleri oyuncuları daha zengin
rakiplerden uzak tutmak. Bu, Ajax'ın Perşembe günü Europa Leauge'deki rakibi
olan Manchester United gibileriyle rekabet etmeyi çok zorlaştırıyor.
"Biz
buna bonus gözüyle bakıyoruz" diye açıklıyor Bergkamp. "Bir şeyler
başarabilirsek, harika. Ama Real Madrid'e karşı Şampiyonlar Ligi'nde bu sezon
oynadık ve bizi kenara süpürdüler neredeyse. Bizim için bir kaç basamak
fazlaydı. Manchester United da ulaşabileceğimizin ötesinde olabilir. Tehlike
bizim onlara olması gerekenden fazla saygı duymamız. Genç bir takımımız var ve
rakiplerinden dolayı endişelenmek yerine kendi oyunlarına kafa yormalılar. Ama
asla bilemezsin, şansımızı sürdürmemizi sağlayacak bir sonuç da alabiliriz
evimizde."
Ajax
öldürücü paslara soğuk kanlı gözleriyle kayan genç bir Bergkamp'la Manchester
United'a karşı neler yapardı acaba?
Bunu
demişken, Arsenal taraftarları 'Buz adam'ın yıldızı olduğu, rakiplerinin başa
çıkamadığı o takım gibi bir takıma sahip olmak için neler vermezdi?
İnsanın
o günleri yad etmesinden doğal bir şey yok.
"Geçmişe
ne kadar çok bakarsam, o zamanların ne kadar özel olduğunu o kadar iyi
anlıyorum. Etrafında çok iyi bir takım olduğunu bilmekti o zamanlar. Sahaya
çıktığında fark yaratacağını bilmekti. 'Bugün beni kimse yenmeyecek'. Bu
küstahlık değildi, sadece böyle hissederdin. Thierry Henry için de bu böyleydi.
Sen ona topu verirsin, o gerisini yapardı. Genç Patrick Vieira'nın bir maçın
ikinci yarısında ilk kez forma giyişini hatırlıyorum. Oyunu kendisi
değiştirdi."
Tesadüf
bu ya, Vieira da ailesiyle birlikte oradaymış geçen hafta. "Patrick ve ben
eski günlerden konuştuk." diyor Bergkamp, yüzünde bir gülümsemeyle.
"Epeyi özeldi."



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder