MAHUR BESTE
“Futbolda Şike ve Şiddet
Yasası”nın bumerang gibi dönüp dolaşıp sahiplerini vurması üzerine “yüce”
Kulüpler Birliği’nin “futbol” profesörü yöneticileri tarafından “Ulan, n’olur
n’olmaz; bu ihale bize de kalabilir. Fırsat varken şu yasanın icabına bakalım.”
düşüncesine “pek sportmen” devlet bakanımız da omuz verince ta TBMM’ye kadar
geldi bu iş…
Bir avuç “dürüst” futbolseverin
yaratmaya çalıştığı kamuoyu, AKP Gaziantep milletvekili Şamil Tayyar’ın yüksek
sesli itirazları, TBMM kürsüsünden BDP’li Ertuğrul Kürkçü’nün yasaya karşı
“sol” kroşesi, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın çekimser duruşu ve
nihayetinde Cumhurbaşkanı’nın vetosu ile şimdilik top yeniden mecliste… Ortaya
çıkan durumum ilerde daha da yüzeye çıkması beklenen Gülen-Erdoğan çatışmasının
bir tezahürü olduğunu iddia eden komplo teorileri de yok değil.
Gelinen noktada bizatihi
futbolun içindeki “kirlilikten” beslenenlerin futbolu temizlemesini beklemek de
en iyi tabirle “ahmaklık” ya da “iflah olmaz bir hayalperestlik” olarak nitelendirilebilir.
TV ekranlarında “futbol” yorumculuğundan hatırı sayılır düzeyde para
kazananların iş etiği gereği de olsa “şike”ye dair aklı başında bir iki kelam
edemediği bir ortamda “temizlik”, biz futbolseverler için “Arap Baharı” kadar
uzak… İşin doğrusu, “Paranın
değdiği yer kirlenir.” sosyalist atasözü bir kez daha sahnede sergileniyor,
biz futbolseverler için.
Dünya kadar paranın döndüğü
futbol kulüplerinin hala “Dernekler Yasası” ile yönetiliyor olması da başlı
başına bir sorun değil mi? Kulüplerin her türlü denetimden uzak olduğu ve
futbol adlı oyunun/sporun “futbol” ile pek de ilgisi olmayan “yönetici”
sıfatlı, cüzdanı kabarık “beyler”in nemalandığı, futbolu kendi egolarını tatmin
ettikleri bir alan olarak gördükleri sürece memleket futbolunun bir arpa boyu
yol alması da mümkün değil.
![]() |
| "Doktor" Socrates |
Mantalitenin (teorinin) olmadığı yerde pratiğin
belirsiz sonuçlar doğurması da muhtemel. Alt yapısı olmayanın üst yapısı her
daim çökmeye mahkûmdur, vesselam.
Koca ülkeyi "temsili demokrasi" zırvasıyla yönetmeye kalkışanlardan farklı bir şey beklemek de hata aslında. “Katılımcı
demokrasi”yi kulüp yönetimlerine taşımaktan başka bir çözüm gözükmüyor futbol
oligarşisine karşı... Geçtiğimiz pazar vefat eden "doktor" lakaplı, Brezilyalı efsanevi oyuncu
Dr.Socrates'in “Corinthians demokrasisi” deneyimini çok sevdiğimiz takımımıza
uygulamak çok mu zor?..
Eğitim-öğretim amaçlı açılan bir
dershaneyi, etüt merkezini MEB müfettişi, belediye zabıtası, maliye memuru;
hatta itfaiye denetçisi ile olur olmaz zamanlarda denetleyen bir mekanizmanın,
futbol kulüplerini bu denetimden ayrı tutması neyle açıklanabilir ki? Yoksa futbolun, sistemin birçok sifonundan
biri olduğu genel kabul görmüş bir teamül de bizim mi haberimiz yok?..
![]() |
| Sokakta, markette karşılaştığımız oyunculardan, doğru dürüst para alamadıklarını duyup öğreniyoruz artık… |
İşte en güzel örnek:
Gaziantepspor… Son iki haftadır, yerel basın üzerinden öğrendiklerimize göre
dört yıldır elektrik, su parası ödenmediği gibi; TFF’ye Kamil Ocak Stadyumu’nun
kira bedeli dahi ödenmemiş. Diğer taraftan UEFA tarafından yabancı oyuncuların
bonservis ve transfer ödemelerindeki sorunlardan dolayı takımın lisansının askıya
alınma durumu söz konusu…
Kulüp yönetenleri, 500 milyon
dolarlık yatırım yaptık, diye kamuoyunda ahkâm keseceğine önce yöneticisi
oldukları kulübe dair görevlerini bir yerine getirsinler…
Sokakta, markette
karşılaştığımız oyunculardan, doğru dürüst para alamadıklarını duyup
öğreniyoruz artık… Tolunay Kafkas’ın takımdan paldır küldür ayrılışının
arkasında da “para” sorununun olduğu hep söylenip duruldu zaten. Bu
durumda oyuncuların maç içerisindeki isteksiz, gönülsüz tavırları bir nebze
anlaşılabilir. Taraftarın da tepkisini doğru yöne, oyunculara değil; yönetime
yöneltmesi gerekmez mi?..
![]() |
| Gaziantepspor 1 - Samsunspor 0 (Maç sırasında, Kamil Ocak tribünlerinden bir görüntü) |
Bütün bunlar olup biterken,
Gaziantepspor’un Samsunspor maçından 3 puan alması yüreğimize su serperken
oynanan futbolun umut vermediğini söylemeden geçemeyiz. Samsunspor’un
yakaladığı sayısız gol fırsatında kalecimiz Karcemarskas’ın performansı
tribünleri memnun eden tek şeydi. Bir de Muhammet Demir'in hırsı ve müthiş kafa
vuruşları… O da çöken bir takımda kendi kariyerinin peşine düşmüş bir
adam psikolojisinde...
Abdullah Ercan’ın da var olan
ortamda (oyuncuların para alamadığı/takımın takım hüviyetinden uzaklaştığı)
başarılı olma ihtimali pek görünmüyor. Orduspor maçından sonra orta sahadaki
sorunlarımızı çözdük, diyen Abdullah Ercan, Samsunspor maçından önce de orta sahada
önemli sorunlarımız var, diye açıklama yapıyor. Varın gerisini siz düşünün… Tipik bir "kifayetsiz muhteris" görüntüsü veriyor. Dilerim, yanılıyoruzdur.
Futbolda kirlenen tek şeyin
futbol topu ve oyuncuların formaları olması dileğiyle…
Not 1) Meraklısına "Mahur Beste"nin öyküsü...
http://www.youtube.com/watch?v=bW5AcUPiKEI&feature=player_embedded
Not 2) Meraklısına "Socrates ve Corinthians Demokrasisi"nin öyküsü...
http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=socrates+ve+corinthians+demokrasisi
Not 1) Meraklısına "Mahur Beste"nin öyküsü...
http://www.youtube.com/watch?v=bW5AcUPiKEI&feature=player_embedded
Not 2) Meraklısına "Socrates ve Corinthians Demokrasisi"nin öyküsü...
http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=socrates+ve+corinthians+demokrasisi



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder