Eskişehir
maçındaki sürpriz olmayan mağlubiyetten öte, Kamil Ocak “işkencehanesi”nde sergilenen oyun üzdü ve gelecek adına
ürküttü bizleri… Artık stada
giderken Ziverbey Köşkü'ne gider ruh halindeyiz. İşkence serisinin diğer
maçları olan Karabük ve
Ankaragücü karşısında alınacak birer puana da razıydık
maçlar öncesinde… Nitekim her iki maçta da Karce’nin performansı ile bir puan
alındı. Takımın oyunu yine gelecek adına umut vermekten uzaktı… Hele de
Ankaragücü maçında…
Bahis
şirketlerinin bile fiziken dağılmış Ankaragücü karşısında favori gösterdiği
Gaziantepspor, kendisinin ruhen dağılmış olduğunu, tatsız tuzsuz, isteksiz
oyunuyla göstererek bizi değilse de dışarıdan bakan futbol camiasını yine
yanılttı.
Teknik
kadronun “kifayetsiz muhteris”liğinden dem vurmaya ise artık gerek bile
yok. “Yeni” sıfatı, teknik kadronun
adında sınırlı kaldı, sahada “yeni”nin esamesini göremedik haftalardır, yapılan kötü bir Tolunay Kafkas
taklidi o kadar… Dağılmış Ankaragücü'nün Hakan Kutlu ile yaşadığı silkiniş bile
daha etkili ve takdire şayandı.
Bu
arada memleket futbolunda yazdan beri süregelen “Şike” davasına Kulüpler
Birliği ve TFF’nin orta alan presi, iktidar partisi ile ana ve yavru
muhalefetin de kanat bindirmeleriyle TBMM’yi kullanarak yaptıkları “siyasi şike” “futbolda temizlik” umudu taşıyanların
hayallerini bir kez daha iğdiş
etti.
Şimdilerde ise TFF eliyle
ulusal basına servis edilip pişirilmeye başlanan “şike yapan takımın küme
düşürülmemesi, puan silme cezası ile kurtulması” operasyonu başladı. Sezonun
ikinci devresinin ortalarında bu golü de hep birlikte yeriz, futbolseverler
olarak… Şimdiden hepimize geçmiş olsun.
Futbol
dünyası ve ulusal basın bütünüyle bu olaya odaklanırken Spor Toto “Süper”
Lig’in kırmızı-siyahlı takımlarından Gaziantepspor’a MASAK, emniyet ve savcılık
üzerinden düzenlenen operasyon ancak bir hafta sonra ulusal basında kendine
ayrıntılı biçimde yer buldu ki bu operasyona bizzat Cumhurbaşkanı’nın da onay
verdiği söyleniyor. (Bakınız: Taraf gazetesi, “Soyulmuş Antep Fıstığı” - Mehmet
Baransu, 17.12.2011 tarihli haber).
Ergenekon davalarının hızlı gazetecisi
Mehmet Baransu'nun bu olayı haberleştirmesi “Kızıl yönetimi” için sonun
başlangıcı olabilir mi acaba, diye düşünmek yanlış bir değerlendirme olabilir mi?..
Nitekim bundan önce yerel basında sadece Gaziantep 27 ve Hakimiyet’in yer verdiği, diğerlerinin üç maymunu oynadığı bir ortamda, Kızıl yönetimi gecikmeli de olsa bir basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında iddiaların tamamının iftira olduğunu söyleyip sonra da ortaya iddiaları çürütecek hiçbir belge koyamamak sorgulanması gereken bir durum olsa gerek.
Nitekim bundan önce yerel basında sadece Gaziantep 27 ve Hakimiyet’in yer verdiği, diğerlerinin üç maymunu oynadığı bir ortamda, Kızıl yönetimi gecikmeli de olsa bir basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında iddiaların tamamının iftira olduğunu söyleyip sonra da ortaya iddiaları çürütecek hiçbir belge koyamamak sorgulanması gereken bir durum olsa gerek.
Nedeni
ne olursa olsun, bir futbol
kulübünün su ve elektrik borçlarının dört yıl boyunca ödenmemiş olması bile
başlı başına bir soruşturma, ceza, utanç ve istifa sebebi sayılabilirken
(belgeleri yayınlandı gazetede); hala pişkinlik yapıp “Bunların hepsi iftira!”
demek, neyle açıklanabilir ki?.. Herhalde
fıtrat ve ahlaka başvurmak zorundayız ki bunun için de “Eski Ahit”e kadar
gitmek gerekecek.
Sonuç
itibariyle, ligin dibine demir atmış, sahaya Paf takımdan aldığı oyuncularla
çıkmış Ankaragücü karşısında alınan bir puana seviniyor olmak, çanların
Gaziantepspor için çalmaya başladığının da habercisidir. Mevcut yönetimin bu
takımı toparlayabilmesi de pek mümkün görünmemektedir. Hala sağda solda takımın
bu duruma düşmesinin müsebbibi olarak Tolunay Kafkas’ın adını zikrettiklerini
duyuyoruz. Bu arada takımdan ayrılmak için devre arasını dört gözle bekleyen
oyuncuların sayısının da her geçen arttığını duyuyor olmak, ikinci devre
öncesinde kırmızı siyahlı formaya gönül vermiş futbolseverleri düşündürmüyor
değil…
Bütün
bu kargaşada mevcut yönetimin erdemli bir şekilde yönetimden çekilmesini
beklemek de naiflik olacaktır. Ancak “dibe vurma” anında bırakacaklardır
takımı…
Kritik
soru onlar için “dip algısı”nın ne olduğudur. Küme düşmek mi, kayyuma devrolmak
mı, taraftarla düşman olmak mı? Bizce dip algıları olabildiğince derindedir. O
yüzden korkmak ve harekete geçmekte fayda vardır. Durumun vehameti bu raddeye
gelmişken, takımın
etkili taraftar gruplarından Gençlik 27’nin de maçlarda, aylardır paralarını dahi alamayan oyunculara
tepki göstermesinin anlaşılır bir tarafının olmadığını, gerektiğinde onların da aşılarak
miadını dolduran yönetimin gitmek zorunda kalacağını ve takım için doğru tutumu
almanın Gaziantepspor sevgisinin gereği olduğunu hatırlatarak bitirelim bu haftayı…




ne kadar çok hoşunuza gitmiş bu bomba haber, aman dikkat edin elinizde patlamasın... :D
YanıtlaSilDileğimiz şudur ki bu haberlerin hepsi yalan olsun, bomba da elimizde patlasın... Kızıl yönetimi de aklansın, aklı selim biçimde takımımızı yönetsin layıkıyla... Gaziantepspor da 20 yılı aşan 1.lig tarihinde artık kupa(lar) kazansın...
YanıtlaSil